Mirasın Reddi Nedir? (2026)

Mirasın Hükmen Reddi ve Fiilen Reddi: Farkları, Şartları ve Uygulaması
Mirasbırakan vefat ettiğinde, mirasçılar çoğu zaman malvarlığının yanında borçları da devralmış olur. Ancak bazı durumlarda, mirasbırakanın borçları malvarlığından fazla olabilir veya mirasçılar, mirasçılık sıfatını reddeyebilmek isterler. Bu yazıda, mirasta fiilen reddi (gerçek reddi) ve hükmen reddi arasındaki fark, her birinin şartları, süreler, işlemleri ve sonuçları hakkında genel bilgi verilmesi amaçlanmaktadır.
Mirasın Reddi Nedir? Genel Çerçeve
Mirasın reddi, mirasçının kendisine intikal etmiş miras hakkından vazgeçmesi, mirasçılık sıfatını reddeyerek mirasbırakanın borç ve alacaklarından bağımsız kalmak istemesidir. Kanun, mirasçıya bu hakkı tanımıştır. Mirasçı, üzerindeki mirasçılık sıfatından kurtulmak isterse, belirli koşullarda ve süreler içinde mirası reddedebilir.
Türk Medenî Kanunu, mirasın reddi kurumunu iki ana başlık altında düzenler:
- Fiilen Reddi (Gerçek Reddi / Hakiki Reddi): Mirasçının kendi iradesiyle, aktif olarak mirası reddeyeceğini bildirmesi.
- Hükmen Reddi: Mirasçının herhangi bir beyana ihtiyaç olmaksızın, kanun gereği mirası reddedilmiş sayılması.
Bu iki tür reddi birbirine karıştırmamak, sonuçları açısından çok önemlidir.
FİİLEN REDDİ (Gerçek Reddi / Hakiki Reddi) NEDİR?
Fiilen reddi, mirasçının kendi iradesiyle mirası reddetmesidir. Mirasçı, miras bırakanın ölümünü öğrendikten sonra, belirli bir süre içinde, sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddeder.
Fiilen Reddin Şartları
Fiilen reddin yapılabilmesi için şu koşulların bulunması gerekir:
Mirasçı olmak: Fiilen reddi ancak kanun veya vasiyetname ile mirasçı olan kişiler yapabilir. Mirasçı olmayan kişiler mirası reddedemez çünkü onlara intikal etmemiş hiçbir miras hakkı yoktur.
Karar verme gücüne sahip olmak: Reddi yapacak kişinin reşit ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Küçükler veya ruh hastalığı, akıl hastalığı veya kısıtlılığı sebebiyle kısıtlı kişiler için velisi, vasisi veya kaymakamı tarafından sulh hukuk mahkemesinden izin alınmak suretiyle reddi yapılabilir. Yaşlılık veya hastalık nedeniyle tüm işlemlerinden kısıtlı kişi reddi yapamaz.
Kayıtsız ve şartsız olması: Reddi yapan kişi, "Mirası kısmen reddetmek istiyorum" veya "Şu koşulla mirası reddetmek istiyorum" demesi hukuka aykırıdır. Reddi tamamen ve koşulsuz olmak zorundadır. Mirasçı ya tüm mirası kabul eder ya da tüm mirası reddeder; arası yol yoktur.
Belirli bir süre içinde yapılması: Fiilen reddin yasal süresi içinde yapılması gerekir. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir, yani süresi geçtikten sonra reddi yapmak imkansızdır (bkz. Süreler bölümü).
Maddi bir harekette bulunmamış olmak: Mirasçı, ret süresinin geçmeden tereke işlemlerine karışmışsa, mirası reddedememektedir. Terekeyi satmaya başlamak, gayrimenkul devrini hazırlamak, tereke borçlarını ödemek, tereke mallarını saklamak veya kendi adına geçirmek gibi işlemler, mirasçının mirası zımni olarak kabul ettiğini gösterir.
Fiilen Reddin Nasıl Yapılır?
Mirasçı, mirası reddetmek için şu yollardan birini seçebilir:
Sulh Hukuk Mahkemesine yazılı beyan: Mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yazılı olarak (dilekçe, mektup, e-imza ile gönderilen yazı vb.) mirası reddettiğini bildirmek. Mahkeme, bu yazılı beyanı tutanakla tespit eder ve miras reddi dosyasına kaydını yapar.
Sulh Hukuk Mahkemesinde sözlü beyan: Mirasçı doğrudan mahkemeye giderek sulh hâkimi önünde sözlü olarak reddi beyan edebilir. Sulh hâkimi bu beyanı tutanakla tespit eder ve yapılan reddi resmen kayıt altına alır. Bu yöntem, reddi gösteren resmi bir belge alınması açısından daha güvenli bulunmaktadır.
Her iki durumda da, beyan sulh hâkimi tarafından kayıt altına alınır ve miras reddi tutanağı düzenlenir. Mirasçı isterse, reddi gösteren bir sertifika (resmi belge) alabilir. Bu belge, reddin tanık olarak çıkması gerektiğinde veya başka yargı işlemlerinde kullanılır.
Fiilen Reddin Süresi (Hak Düşürücü Süre)
Fiilen reddi için yasal süre çok önemlidir ve hak düşürücü niteliktedir:
Yasal mirasçılar için: Miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 aydır. Yasal mirasçılar, çoğu zaman ölümü derhal öğrendikleri için, bu tarih çoğunlukla ölüm tarihi ile aynı veya çok yakındır. Ancak bazı durumlarda, çok uzak yaşayan ve ölümü geç öğrenen mirasçılar için ölüm tarihi ile öğrenme tarihi arasında fark bulunabilir. Bu fark, mahkeme tarafından ispatlanmalıdır.
Atanmış mirasçılar için (vasiyetname ile mirasçılar): Vasiyetnamenin kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren 3 aydır. Vasiyetname, genellikle tapu müdürlüğü, noterlik, mahkeme katibi veya avukat tarafından vasiyetçinin ölümünden sonra mirasçılara tebliğ edilir. Tebliğ tarihi resmi bir belgeyle tespit edilir ve bu tarihten itibaren 3 aylık reddi süresi başlar.
Bu 3 aylık süre, mutlak hak düşürücü niteliktedir. Yani, bu süre geçtikten sonra mirasçı, mirası reddedememektedir. Reddi yapacağını bekliyorsa ancak süreyi unutmuşsa bile mahkemeler buna göz yummaz. Hatta mirasçı, süresi geçtikten sonra mirası reddederse bu beyanda bulunması kabul görmez.
Süre geçtikten sonra mirasçı mirası kabul etmemiş olsa bile, kanun zımni (zımnî) kabul hükmü işletir ve miras otomatik olarak kabul edilmiş sayılır. Mirasçı, aktif olarak reddi yapmadığı sürece, kanunun çıkarımsal hükmü ile mirası kabul etmiş kabul edilir.
Örnek: Miras bırakanın ölümünü 1 Ocak tarihinde öğrenen mirasçı, 1 Nisan tarihine kadar (3 ay) mirası reddedebilir. 2 Nisan tarihinde dahi başvursa reddi yapamaz ve mahkeme başvuruyu süre aşımı nedeniyle redder.
Fiilen Reddi Hakkının Düşmesi
Mirasçı, belirli hâllerde fiilen reddi yapamaz hâle gelir:
Reddi süresi geçmiş olması: 3 ay içinde reddi yapmamışsa, mirası zımni (zımnî) kabul etmiş sayılır. Bu durumda artık reddi yapamaz.
Tereke işlemlerine karışmış olması: Mirasçı, miras açıldıktan sonra tereke mallarına dokunmuş veya tereke işlemlerinde rol almışsa reddi hakkını kaybeder. Bu tür işlemler şunları içerir:
- Tereke gayrimenkulünü satmaya başlamak veya satış sürecini başlatmak,
- Gayrimenkul devrini hazırlamak, tapu müdürlüğüne müracaat etmek,
- Tereke borçlarını ödemek veya borç ilişkilerine dokunmak,
- Tereke mallarını saklamak, gizlemek veya başkasına vermek,
- Tereke mallarını kendi adına geçirmek, kendi mülkü gibi kullanmak,
- Tereke işlerini yönetmek, bir başkasına vekil tutmak.
Münfaaten kabul: Mirasçı, tereke mallarının bir kısmını kullanmış, harcamış, başkasına bahşetmiş veya menfaat sağlamışsa bu münfaaten (fiilen) kabul sayılabilir. Örneğin, tereke gayrimenkulünde oturmuş, tereke arazisinden mahsul almış veya tereke hesabından parayı kendi ihtiyaçlarına kullanmışsa bu davranışlar münfaaten kabul olarak değerlendirilir.
Uygulamada, mirasçının "gözden kaçırdığını, unuttuğunu, bilmediğini" iddia etmesi çoğu zaman mahkeme tarafından kabul edilmemektedir. Özellikle tapu kayıtları, banka dekontları veya tereke işlemlerinin tutanaklara geçiş tarihleri incelenirken, mirasçının reddi yapabileceği dönemde bu işlemleri yapıp yapmadığı esas alınır.
HÜKMEN REDDİ (Kanuni Reddi) NEDİR?
Hükmen reddi, mirasçının herhangi bir irade açıklamasına ihtiyaç olmaksızın, kanun gereği mirası reddedilmiş sayılması durumudur. Mirasçı hiçbir işlem yapmazsa bile, belirli şartlar altında miras kanun tarafından otomatik olarak reddedilir. Mirasçı, fiilen reddi yapıp yapmadığından bağımsız olarak, hükmen reddin şartları mevcut olduğunda kanun kendi kendine mirası reddedilmiş sayar.
Hükmen Reddin Şartları
Mirasın hükmen reddi için üç şart birlikte aranır:
Terekenin borca batık olması: Mirasbırakanın ölüm tarihinde, borçları malvarlığından fazla olması gerekir. Yani, terekenin pasifler (borçlar, yükümlülükler) aktivlerden (mal varlığı, alacaklar) fazla olmalıdır. Eğer mirasbırakan ölüm anında 100 lira mal bırakmış ancak 200 lira borcu varsa, tereke borca batık durumdadır. Hükmen reddin ana koşulu budur.
Aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması: Terekenin borca batık olduğu durumu, tanık beyanları, belgeler veya resmi daire tespitleriyle ortaya konulmalıdır. Saatırlı bir iddia, mahkeme tarafından ön değerlendirmede yeterli bulunabilir. Ancak dava sırasında, bilirkişi incelemesiyle terekenin aktifleri ve pasiflerinin araştırılması ve karşılaştırılması yapılır. Her dosyada, terekenin tam bir finansal haritasının çıkarılması beklenir.
Terekenin benimsenmemiş olması: Mirasçı, mirası münfakaten (önceden) kabul etmişse yani tereke mallarını kendi amaçlarına kullanmaya başlamışsa, hükmen reddin şartları oluşamaz. Çünkü münfakaten kabul, mirasçının mirası kabul etmesinin güçlü bir göstergesidir. Mirasçı, bunu kabul etse hükmen reddi talep edemez.
Hükmen Reddin Nedeni ve Amacı
Hükmen reddin kanuni nedeni, mirasçıyı korumasıdır. Eğer mirasbırakan borç içinde ölmüş ve mirasçı bu borçlardan sorumlu olmak istemiyorsa, kanun karine olarak (varsayım olarak) mirası reddedilmiş kabul eder. Bu sayede, mirasçının kendi kişisel malvarlığı terekenin borçlarından hiçbir şekilde etkilenmez ve mirasçının özel malvarlığı alacaklıların takip imkânı olmaz.
Fiilen reddi aksine, hükmen reddi için mirasçının herhangi bir işlem yapmasına gerek yoktur. Şartlar varsa, kanun otomatik olarak mirası reddedilmiş saymaktadır. Bu, mirasçıyı süre kaçırma ve usuli hataların riskinden korur.
Hükmen Reddi Nasıl Tespit Edilir ve Yapılır?
Hükmen reddi, çoğu zaman şu yollardan birisiyle gündeme gelir:
Tereke alacaklısının davası sırasında def'i olarak ileri sürülmesi: Terekenin borçlularından biri, mirasçının kişisel malvarlığına dava açılacağı zaman, mirasçı "terekenin borca batık olduğu" def'i (karşı savunması) ile ileri sürülebilir. Bu durumda mahkeme, def'in değerlendirmesi için bilirkişi incelemesi talep edebilir.
Mirasçının hükmen reddin tespiti davası açması: Mirasçı, tereke hakkında şüpheye düştüğü veya terekenin borca batık olduğunu kıbel ederse, sulh hukuk mahkemesinde "hükmen reddin tespiti" davası açabilir. Bu dava, çekişmesiz yargı işlemi olarak değerlendirilir. Çekişmesiz işlemde, mahkeme tek taraf olarak ictiyaen araştırma yapar ve deliller toplanır.
Başka davalara ek olarak ileri sürülmesi: Miras paylaşımı, mal kurtarma veya diğer miras davaları sırasında, hükmen reddin şartları öne sürülebilir. Örneğin, mirasçılar arasında paylaşım davası açılırken birinin "aslında terekenin borca batık olduğu, bana ait miras payı eksik hesaplandı" iddiası gündeme gelebilir.
Hükmen reddi tespit etmek için mahkeme, terekenin bütün aktifleri ve pasifleri araştırır. Banka hesapları, gayrimenkuller, araçlar, değerli eşyalar, alacaklar, vergi borçları, sosyal sigorta borçları, kamu kurumlarına borçlar, cenaze giderleri, tereke yönetim masrafları ve hukuki işlemlerin masrafları gibi unsurlar hesaba dahil edilir.
FİİLEN REDDİ VE HÜKMEN REDDİ ARASINDAKI TEMEL FARKLAR
Fiilen reddi ve hükmen reddi, kaynakları, işlemleri, süreler ve sonuçları açısından birbirinden tamamen farklıdır. Bu farklılıkları anlamak, uygulamada doğru stratejinin belirlenmesi açısından çok önemlidir.
Kaynağı Açısından
Fiilen reddi: Mirasçının kendi iradesiyle, aktif olarak ve bilinçli şekilde mirası reddeyeceğini bildirmesidir. Reddi yapan kişi, bunu yapacağını düşünmüş, kararını vermiş ve mahkemeye başvurmuştur.
Hükmen reddi: Kanun gereçi otomatik olarak ortaya çıkan bir durumdur. Mirasçı bunu yapıp yapmadığından bağımsız olarak, terekenin borca batık olması durumunda kanun kendi kendine mirası reddedilmiş saymaktadır.
Şartları Açısından
Fiilen reddi: Mirasçı olma, karar verme gücüne sahip olma, kayıtsız ve şartsız olma ve tereke işlemlerine karışmamış olma şartları gereklidir. Tereke borçlu veya borçsuz olması hiçbir önem taşımaz.
Hükmen reddi: Terekenin borca batık olması, aczin tespit edilmiş olması ve mirasçının terekeyi münfakaten kabul etmemiş olması şartları gereklidir.
İşlem Yapılması Açısından
Fiilen reddi: Mirasçı, sulh mahkemesine başvurmalı, yazılı veya sözlü beyanda bulunmalıdır. İşlem zorunludur.
Hükmen reddi: Hiçbir işlem gerekmez. Mahkeme ictiyaen inceleyebilir ve tespit edebilir veya mirasçı bunu ileri sürebilir.
Süre Şartı Açısından
Fiilen reddi: Evet, 3 ay süresi vardır ve bu süre hak düşürücüdür. Süresi geçerse reddi yapamaz.
Hükmen reddi: Hayır, süre şartı yoktur. Her zaman ileri sürülebilir ve tespit edilebilir.
Mirasçının Niyeti Açısından
Fiilen reddi: Mirasçının niyeti çok önemlidir. Mirası reddeyecekler için bu niyet açıkça bulunmalı ve mahkemeye bildirilmelidir.
Hükmen reddi: Mirasçının niyeti önemli değildir. Mirasçı bunu istiyor veya istemiyor olsa bile, şartlar varsa otomatik olarak uygulanır.
Tereke Durumunun Önemi Açısından
Fiilen reddi: Tereke borçlu olsa bile yapılabilir. Tereke borçsuz, zengin olsa bile yapılabilir. Tereke durumunun lehte veya aleyhe olması umursamaz.
Hükmen reddi: Terekenin mutlaka borca batık olması şarttır. Tereke bir lira bile aktif varsa hükmen reddi söz konusu olmaz.
Geri Dönebilme (İptali) Açısından
Fiilen reddi: İmkansızdır, kesindir. Bir kez yapıldıktan sonra mirasçı bu kararından vazgeçemez ve reddi iptal ettirelemez. Başka mirasçılar onun reddini kabul ettikten sonra geri almak tamamen imkansız hale gelir.
Hükmen reddi: Bu, kanuni bir karine olduğundan, mirasçı daha sonra bilgi sahibi olur ve münfakaten mirası kabul etmeyi tercih ederse, hükmen reddin iptali söz konusu olabilir.
İspat Açısından
Fiilen reddi: Sulh mahkemesi tarafından düzenlenen tutanak yeterlidir. Bu belge, reddin tartışılmaz kanıtıdır.
Hükmen reddi: Terekenin borca batık olması kanıtlanmalı ve somut sayılarla ortaya konulmalıdır. Bilirkişi incelemesi yapılabilir.
Mirasın Reddi Sonrası Duruma Etki
Miras, fiilen veya hükmen reddi yapıldığında, bir dizi hukuki sonuç ortaya çıkar:
Mirası Reddeden Mirasçı Hiçbir Sorumluluk Kalmaz
Terekenin borçlarından hiçbir şekilde sorumlu değildir. Alacaklılar, mirası reddeden mirasçıya başvuramazlar. Mirasçının kişisel malvarlığı, tereke borçlarından tamamen bağımsızdır ve korunur. Reddetmiş olan mirasçı, kendi döneminde ve kendi parasıyla hiçbir borcu ödeme yükümlülüğü taşımaz.
Mirasın Geçişi (Devri)
Miras, mirası reddeden mirasçının asla sağ olmamış gibi sayılır. Ölen mirasçının mirası payı, sonraki mirasçılara geçer. Örneğin, birinci derecede mirasçı olan çocuk mirası reddederse, onun payı ikinci derecede mirasçılara (eğer varsa anne-babaya, eğer yoksa kardeşlere) veya üçüncü derecede mirasçılara (eğer varsa teyze, amca vb.) geçer.
En Yakın Mirasçıların Tamamı Reddetmişse Tereke Tasfiyesi
Terekenin tamamı reddi işleminin ardından, sulh hukuk mahkemesi veya ilgili daire tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sırasında, tereke alacaklılarının hakları, kanunda öngörülen sıra gözetilerek yerine getirilir. Giderilmemiş kalan borçlar silinir ve tereke tasfiye olmadıkça sonlandırılamaz.
Reddin İptali (Geri Alınması)
Mirasçı, reddi yaptıktan sonra bunu geri almak isterse, hangi tür reddi yaptığına göre farklı sonuçlar ortaya çıkar:
Fiilen Reddi İptali
Fiilen reddi, bir kez yapıldıktan sonra iptal edilemez ve geri alınamaz. Reddi yapan mirasçı, bu kararından şartlar ne olursa olsun vazgeçemez. Başka mirasçılar onun reddini kabul ettikten sonra geri almak tamamen imkansız hale gelir. Kanun, reddi yapan kişiyi bu kararına bağlar ve geri dönüş yolunu kapatır.
Tek istisna, çok nadir durumlarda reddi yapan mirasçının çocuğu reddi bilmeden mirası kabul etmişse, o zaman özel durumlar gündeme gelebilir. Ancak bu durum çok istisnai ve pratik açıdan neredeyse hiçbir zaman gündeme gelmez.
Hükmen Reddi İptali
Hükmen reddi, kanuni bir karine olduğundan, mirasçı bunu daha sonra "gerçekten istemedim, terekenin aslında borçsuz olduğunu sonradan öğrendim" diyerek iptal ettirmek isteyebilir. Bu durumda, mirasçı terekeyi münfakaten (fiilen) kabul etmek için gerekli işlemleri yapabilir.
Mirasın Reddi Konusunda Süreler Özeti
Fiilen reddi süresi: 3 ay (miras bırakanın ölümü veya atanmış mirasçılık için vasiyetnamenin tebliği tarihinden itibaren). Bu süre hak düşürücüdür.
Hükmen reddi süresi: Yok, her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir.
Reddin iptali süresi: Fiilen reddi iptal edilemez; hükmen reddi için geri dönüş şartları ve koşulları vardır.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar
Sürenin Kaçırılması
Fiilen reddi yapılması gereken 3 aylık süre çoğu zaman gözden kaçırılmaktadır. Mirasçı, "ben reddi yapacaktım ama unuttum, mahkemeye late başvurabilirim" düşüncesiyle yanlış yollara sapabilir. Cevap net: Hayır, süre kesin ve hak düşürücüdür. Bir gün bile geçtikten sonra mahkemeler reddi talep edeni kabul etmez.
Tereke İşlemlerine Karışıp Karışmadığı Tartışması
"Ben sadece cenaze masraflarını ödedim, tereke işlerine karışmadım" iddiası her zaman kabul görmez. Mahkemeler, cenaze masraflarının özel bir yeri olduğunu kabul etse bile, diğer işlemler hakkında katı bir tavır takınırlar. Tereke mallarını satmak, borç ödemek, gayrimenkul devirini hazırlamak gibi işlemler kesinlikle reddi hakkını ortadan kaldırır.
Terekenin Aktifleri ve Pasifleri Tespit Edilemeyen Dosyalar
Hükmen reddi için terekenin tam olarak araştırılması gerekir. Banka hesapları, araçlar, gayrimenkuller, vergi borcları, sosyal sigorta borcları gibi tüm unsurlar tespit edilmelidir. Bu araştırmanın eksik yapılması, hükmen reddi talebinin reddine yol açabilir. Uygulamada, mirasçılar veya avukatlar bazen sadece belli kısımları araştırarak eksik bilgi sunabilir. Bu hata, davayı kaybettirici olabilir.
Mirasçılık Durumunun Geç Öğrenilmesi
Yasal mirasçı olduğunu geç öğrenen mirasçı (örneğin dışarıda yaşayan, ölümü geç öğrenen) bunu kanıtlamakla yükümlü olup, bunu ispatlaması halinde 3 aylık reddi süresi bu öğrenme tarihinden itibaren başlar. Ancak "ben bilmiyordum" iddiası her zaman mahkeme tarafından kabul görmez. Mirasçı, ölüm duyurusunun gazetede yayınlanması, diğer mirasçılardan haber alması, adli tebliğat alması gibi somut delillerle öğrenme tarihini kanıtlamalıdır.
Ankara Açısından Pratik Not
Ankara'da mirasın reddi işlemleri, Ankara Sulh Hukuk Mahkemelerinde yapılır. Fiilen reddi için gereken tutanaklar, Ankara'daki ilgili mahkemenin miras defterine kaydedilir. Bu belge resmi nitelik taşır ve başka yargı işlemlerinde delil olarak kullanılabilir.
Hükmen reddin tespiti davası ise, çoğunlukla Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür. Çekişmesiz işlem mahkemelerine veya sulh mahkemesine bağlı olarak farklı yetki kuralları uygulanabilir.
Somut hâl ve şartlara göre yetki değişebileceğinden, işlemler öncesinde ilgili mahkemenin belirlenmesi önem taşımaktadır. Ankara'da mirasın reddi konusunda işlem yapmadan önce, davanın niteliğine göre doğru mahkemeyi seçmek faydalı olacaktır.
Sık Sorulan Sorular
Fiilen reddi yapabilmek için terekenin borç-alacak durumunun iyi olması gerekir mi?
Hayır, fiilen reddi yapabilmek için tereke durumunun iyi veya kötü olması önemli değildir. Mirasçı, isterse tereke çok zengin olsa bile reddi yapabilir. Önemli olan, mirasçının bu kararını vermesi ve 3 ay içinde mahkemeye bildirmesidir.
3 aylık süre geçtikten sonra terekenin borca batık olduğunu öğrenirsem hükmen reddi talep edebilir miyim?
Evet. Hükmen reddi için süre şartı yoktur. Fiilen reddi süresi geçmiş olsa bile, terekenin borca batık olduğu tespiti yapılırsa hükmen reddi söz konusu olabilir. Bu durumda mirasçı, terekenin borca batık olduğunu kanıtlamak suretiyle hükmen reddi talebini ileri sürebilir.
Fiilen reddi yapıp sonradan geri almak mümkün müdür?
Genel kural olarak hayır. Fiilen reddi, bir kez yapıldıktan sonra iptal edilemez. Ancak, reddi yapan mirasçının çocuğu reddi bilmeden mirası kabul etmişse, özel durumlar gündeme gelebilir. Ama bunlar çok ender durumlardır.
Mirasçı olduğumu bilmiyordum, bu nedenle reddi yapmadım. Süresi geçerse ne olur?
Mirasçı olduğunuzu bunu ispat edebilirseniz, 3 aylık süre mirasçı olduğunuzu öğrendiğiniz tarihten itibaren başlar. Ancak bu ispatı yapmakla yükümlü olarak mirasçı siz değildir; mahkeme de sorușturmada dikkatli davranır. Her durumda, öğrenme tarihinizi somut delillerle (makam yazısı, haber, tebliğ vb.) kanıtlamanız gerekir.
Terekenin borçlarını ödedim, sonra da mirası reddetmek istedim. Yapabilir miyim?
Hayır. Borçları ödeyerek tereke işlemlerine karışmış sayılırsınız ve artık mirası reddedemezsiniz. Tereke işlemlerine karışan mirasçı, reddi hakkını kaybetmiştir.
Hükmen reddi için terekenin tamamının araştırılması zorunlu mu?
Evet. Hükmen reddi tespit etmek için terekenin bütün aktifleri ve pasiflerinin araştırılması ve karşılaştırılması gerekir. Eksik araştırma, hükmen reddi talebinin reddine yol açabilir.
Av. Doğukan DEMİRÖZ
Bilgilendirme Notu
Bu yazıda yer alan açıklamalar, mirasın fiilen reddi ve hükmen reddi konuları hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her mirasçılık durumu, tereke yapısı, mirasçı sayısı ve ölüm zamanlaması bakımından farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle, burada yer alan genel ilkelerin somut dosyanıza doğrudan uygulanacağı varsayılmamalıdır. Mirası reddetmek istemeyen veya fiilen reddi yapan mirasçıların, özellikle 3 aylık reddi süresi ve tereke işlemlerine karışma gibi kritik konularda hak kaybına uğramamak için somut olaylarını bir avukat ile değerlendirmesi önem taşımaktadır. Ankara'da ikamet eden kişiler, Ankara Sulh Hukuk Mahkemeleri ve Ankara Asliye Hukuk Mahkemeleri çevresindeki reddi miras işlemlerine ilişkin başvuru imkânlarını, profesyonel hukuki danışmanlık eşliğinde gözden geçirmelidir.
